Earl Grey

64,50

50 gr

Earl Grey ama Darjeeling. Ronnefeldt farkıyla, pek alışılmadık bir durum. Himalayalar’ın yamaçlarından, bölgenin meşhur çay merkezi Darjeeling’e yakın olan dağlık bölgelerinden gelen hoş bergamot kokulu yumuşak bir Earl Grey.

Stok Kodu: 84039 Kategoriler: , , ,
Çeşit

Siyah Çay

İçindekiler

Siyah çay (Darjeeling – TGFOP*), doğal bergamot aroması

Orijin

Hindistan

Hasat

Sonbahar

Miktar

50 gr

Derece

100 °C

Süre

3-4 dk.

Earl Grey’in bulunuşu hakkındaki sürükleyici hikayeler günümüzde hala gizemini koruyan bir efsanedir. 1830’larda, İngiliz politikacı ve bir çay üstadı olan “Charles II. Earl Grey” bir gemi dolusu en kaliteli çaylardan ki çaylar o zamanlar gemi ile taşınmaktaydı, sipariş verir. Charles II. Earl Grey’in sipariş ettiği çayları taşıyan geminin güvertesinde bergamot yağı varilleri de bulunmaktaydı. Denizin ortasında çıkan ani bir fırtına sonucunda sarsıntılardan dolayı varillerden akan bergamot yağı çay yapraklarına karışır. Earl bu kazayı duyunca dehşete düşer fakat her ihtimale karşı uşaklarına bu mahvolmuş görünen çayı tattırır. Tadı mükemmeldir.

Bizim Earl Grey çayımız Teesta vadisi bahçesinden, yani çayın 150 yıldır yetiştiği bir bölgeden gelir. Teesta tepelerden, kendi yolundan akan ve çay bahçesine adını veren dalgalı bir nehirdir. Bizler bitimde damakta limonumsu bergamot aromasının yayıldığı Earl Grey çayı için zengin aromalı Darjeeling sonbahar hasadını tercih ederiz. Bergamottan bahsetmek gerekirse – bergamot yemek için değil, sadece hoş kokusu ve aroması için yetiştirilen turunçgillerden bir meyvedir. Bergamot yağı aromalandırma için kullanılır ve esansı bergamot ağacının küçük, sarı meyvelerinin kabuklarından çıkartılır. Bu arada, 1 litre bergamot yağı için 200 kilo bergamot meyvesi gerekmektedir. Bergamot kokusu taze, canlı ve ayırt edilebilir özelliktedir. Vücudu ve ruhu canlandırdığı söylenir.

Çay, 1650’li yıllarda Fransa ve Hollanda’da bir moda akımı olarak başlamıştır. Bir kaç yıl sonra İngiltere’ye ulaşmıştır.

Çay Büyük Britanya’ya gelmeden önce, kahvaltılar yılan balığı, ekmek ve etten oluşurdu ve genelde İngilizler, kahvaltı ve akşam yemeği olarak günde iki öğün yemek yerlerdi. Kahvaltıya oranla akşam yemeği gün sonunda geç saatlerde yenen, uzun ve zengin bir öğündü. Bedford düşesi Anna (1788-1861) bir gün  öğleden sonra açlıkla beraber ciddi bir karın ağrısı hisseder. Yazlık evi olan Belvoir Kalesi’ne arkadaşlarını akşam saat beşte buluşup çay içmeye davet ederek beş çayı fikrini yaratır. Bu sayede akşam yemeği öncesi ekstra bir öğün olarak beş çayı yapılır. Menüde küçük kekler, tereyağı ve ekmek, sandviçler, seçkin tatlılar ve çay çeşitleri vardır.

Yaz boyu devam eden bu arkadaş buluşmaları o kadar popüler olur ki Düşes Londra’ya döndüğünde de bu aktiviteyi devam ettirir. Arkadaşlarına yazılı davetiye yollayarak onları çaya ve kır gezintilerine çağırır. (O zamanlarda Londra’da kent sınırları dahilinde açık ve geniş kırlar bulunmaktaydı)

Bu buluşmalar arkadaşların davet edilmesi ve birbirini takip eden bir dizi aktivitenin yapılmasıyla gelenekselleşir. Porselen demlikte hazırlanan çay servisi ilk önce misafirlerini bekleyen evin hanımına yapılır. Altında mum yanan gümüş ve boş bir demliğin üzerine bu porselen demlik yerleştirilerek sıcak kalması sağlanır. Çay ve yiyecekler servis edilir ancak bu buluşmanın asıl amacı hoş sohbettir.

0 | 0,00
Sepet
Sepetinizde şu an ürün yok.
Toplam
0,00
Alışverişe Devam